


Bağlam olmaksızın gönderilen bu eser, şekillerin ve renklerin konuşmasına izin vermek için anlatıya duyulan ihtiyacı sorguluyor. Siyah ve kırmızı kıvrımlardan oluşan soyut bir heykel, neredeyse görünmez bir iplikten asılı duruyor. Parlak kırmızı, mat siyahla zıtlık oluşturarak hem görsel hem de hissedilen bir gerilim ve denge oyununu çağrıştırıyor. Sanatçının sözcüklerden kaçınması, belki de kasıtlı bir tercih olarak, bizi esere doğrudan katılmaya davet ediyor ve hayal gücümüzün dokuların birleşiminde özgürce dolaşmasına olanak tanıyor. Bu eser, sanatın hem gösterdikleriyle hem de sakladıklarıyla kışkırtıcı olabileceğini hatırlatıyor ve bizi açık uçlu bir anlatının katılımcıları hâline getiriyor.
